 |
Allah, bundan 14 asır önce, insanlara yol gösterici bir kitap olan Kuran-ı Kerim’i indirmiş ve tüm insanlığı Kuran’a uyarak kurtuluşa ermeye davet etmiştir. Ayette de bildirildiği gibi Kuran "alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir." (Kalem Suresi, 52) Kuran indirildiği günden kıyamet gününe kadar da, insanlığın yegane yol göstericisi olan son İlahi kitap olacaktır. |
 |
 |
Kuran, Allah'ın bize Kendisi'ni tanıttığı, dünya hayatının gerçek amacını, ahireti, güzel ahlakı bildirdiği vahyidir. Bir insanın, Allah'ın kendisinden neler istediğini bilmeden, din ahlakı hakkında edindiği kulaktan dolma bilgilerle yetinerek yaşaması, akla ve vicdana uygun bir tavır değildir. Bir gün öleceğini ve ahirette sonsuz hayatına başlayacağını bilen, cennet ve cehennemin varlığından haberdar olan her insan yaşamını nasıl geçireceği ile ilgili kesin bir karar vermelidir. Akla ve vicdana uygun olan insanın hayatını Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için geçirmesi ve Allah'ın emrine uymasıdır.
Bu kitap, Kuran'ın Allah'ın sözü ve insanlar için bir hidayet rehberi olduğunu, dünya üzerindeki her insana hitap ettiğini, hükümlerinin indirildiği zamandan bu yana tüm devirleri kapsadığını, dolayısıyla her insanın başvurması gereken en önemli kaynak olduğunu anlatmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu konunun tüm insanlara anlatılması ise akıl, vicdan ve sağduyu sahibi her Müslümanın en önemli görevlerinden biridir. Bir insan kaç yaşında olursa olsun, hiçbir zaman Kuran'ı okumak, anlamak ve uygulamak için geç kalmış değildir. Bir insan kesin olarak tevbe edip, hatasını tekrarlamaktan kaçınır ve Allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak için yaşamaya başlarsa Allah'ın geçmiş günahları için ettiği tevbesini kabul etmesini umabilir. |
 |
 |
Bu kitapta satanizm tüm yönleriyle incelenmekte, şiddeti ve vahşeti dini bir ritüel haline getiren ve kanlı cinayetleri adeta bir ibadet olarak gören bu felsefenin bu kadar yaygınlaşmasının nedenleri üzerinde durulmaktadır.
Kitap boyunca da göreceğiniz gibi satanizmin çıkış noktası din ahlakına karşı olmasıdır, dolayısıyla bu sapkınlığın taraftarları din ahlakından uzak yetişmiş ve materyalist akımların etkisi altında kalmış kişilerdir. Satanizmin yaygınlaştığı ve özellikle de genç insanlar üzerinde etkili olduğu bir gerçektir. Ancak satanizmin çözümsüz gibi gösterilmesi de çok büyük bir yanılgıdır. Aslında bu sapkın akımla mücadele çok kolaydır ve Kuran ahlakı gençleri satanizmin elinden kurtarabilecek tek yoldur. Kuran'ın ışığı satanizmi yok edecek ve Allah'ın izniyle aydınlık, sevgi ve barış dolu bir dünya kuracaktır.
İş hükme bağlanıp-bitince, şeytan der ki: "Doğrusu, Allah, size gerçek olan va'di va'detti, ben de size vaadde bulundum, fakat size yalan söyledim. Benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu, yalnızca sizi çağırdım, siz de bana icabet ettiniz. Öyleyse beni kınamayın, siz kendinizi kınayın. Ben sizi kurtaracak değilim, siz de beni kurtaracak değilsiniz. Doğrusu daha önce beni ortak koşmanızı da tanımamıştım. Gerçek şu ki, zalimlere acı bir azab vardır." (İbrahim Suresi, 22) |
 |
 |
Kuran'ın insan hayatına sunduğu güzelliklerden haberdar mısınız? Allah'ın tüm insanlara gönderdiği Kitap'ı ne kadar tanıyorsunuz?
Kuran'da insanlara, neden yaratıldıkları, ne amaçla var edildikleri, bu amaç doğrultusunda nasıl yaşamaları gerektiği, kulluk görevini ne şekilde yerine getirecekleri ve bunu yaptıkları ya da yapmadıkları takdirde kendilerini nasıl bir sonun beklediği bildirilir. İnsanlar, güzele, doğruya, temize ve ebedi mutluluğa çağırılır. Kuran, Allah'ın kullarına bir rahmet, bir hidayet, bir rehber olarak yolladığı hak kitaptır. Allah Kuran'ın bu özelliklerini pek çok ayetinde bildirir:
"Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. (Bu Kuran) düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, her şeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir."
(Yusuf Suresi, 111) |
 |
 |
Allah, Kuran'da insanlara ibadetlerin, emir ve yasakların, güzel ahlak özelliklerinin yanısıra birçok sırrı da haber verir. Bunlar, çok önemli sırlardır ve insan, çevresine dikkatli bir gözle baktığında, hayatı boyunca bu sırların gerçekleştiğine şahit olur. Bu sırlar, Kuran dışında hiçbir kaynakta bulunmazlar. Dünyanın en kültürlü, en zeki, en araştırmacı veya gözlemci insanının dahi haberdar olamayacağı bu önemli sırların tek kaynağı Kuran'dır.
Allah'ın Kuran'da bildirdiği bu sırlardan haberdar olmayan insanlar, hayatları boyunca bunları bilmemenin sıkıntı ve zorluğu içinde yaşarlar, ancak neden sıkıntı ve zorluk içinde olduklarını da bilmezler. Kuran'ın bu sırlarını öğrenenler içinse dünya hayatı çok kolaydır, sevinç ve heyecan doludur.
Bu kitapta, Allah'ın insanlara sır olarak bildirdiği bazı ayetlerle ilgili konulara yer verilmiştir. Bu ayetleri okuyan, ayetlerde bildirilen sırlara dikkati çekilen her insanın yapması gereken, çevresine akıl ve hikmet gözüyle bakmak ve her olayı Kuran'a göre değerlendirmektir. O zaman, Kuran'ın sırlarının hem kendi hayatına, hem de tüm insanların hayatına tamamen hakim olduğunu heyecanla fark edecektir. |
 |
 |
Kimi insanlar, içinde ne yazdığını dahi bilmeksizin Kuran okumaya, öğrenmeye ve dinlemeye karşı direnirler. Allah'ın kendilerini nasıl bir hayata ve nasıl bir ahlaka davet ettiğini bilmeden, sahip oldukları önyargıları nedeniyle, Kuran ayetlerinden kaçarlar. Din ahlakını, tarafsız ve ön yargısız bir şekilde değerlendirmez, adeta ne yapacakları ezberletilmiş bir robot gibi Kuran ahlakını yaşamaları için yapılan daveti reddederler.
Bu kitabın yazılış amacı insanları, kendilerini dünyada ve ahirette çok büyük bir kayba uğratacak bu önyargılı bakış açısına karşı uyarmaktır. Amacımız, geçmişteki tüm salih müminlerin yaptığı gibi, iman eden ya da etmeyen herkesi her türlü ön yargıdan, ezberlenmiş bilgiden, fikri saplantıdan arınmış bir şekilde Kuran okumaya, Allah'ın ayetleri üzerinde derin derin düşünmeye davet etmektir. Bu uyarma ve hatırlatma, sadece Allah'ı ve Kuran'ı inkar edenler için değil, aynı zamanda iman ettikleri halde Kuran ahlakından uzak bir hayat yaşayan kimseler için de geçerlidir. Allah'ın rızasını kazanmayı, dünyada ve ahirette güzel bir hayat sürmeyi isteyenlerin, tarih boyunca tüm salih kulların yaptığı bu çağrıya icabet etmeleri, umulur ki onların kurtuluşları için bir vesile olacaktır. |
 |
 |
(Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. (Sad Suresi, 29)
... O (Kur'an), aziz (şerefi yüksek, üstün) bir Kitaptır. Batıl, ona önünden de, ardından da gelemez. Hüküm ve hikmet sahibi, çok övülen (Allah)tan indirilmedir. (Fussilet Suresi, 41-42)
Bu (Kur'an), kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir kitaptır. (Bakara Suresi, 2)
Bu (Kur'an) insanlar için bir beyan, sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür. (Al-i İmran Suresi, 138)
Ey insanlar Rabbinizden size 'kesin bir kanıt (burhan)' geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik. İşte Allah'a iman edenler ve O'na sarılanlar, onları kendisinden olan bir rahmetin ve bir fazlın içine yerleştirecektir ve onları Kendisine varan dosdoğru bir yola yöneltip-iletecektir. (Nisa Suresi, 174-175) |
 |
 |
İnsanların büyük bir çoğunluğu kendilerinin iyi insanlar olduklarını, kötü bir ahlak yapısına sahip olmadıklarını iddia ederler. Kimseye zararlarının dokunmadığını ve kötü yönlerinin olmadığını söylerler. Oysa, bu insanların çok büyük bir çoğunluğu, Allah’ın hoşnut olmadığı, insanlara yasakladığı birçok kötü ahlak özelliğine sahiptir. Ancak bu kötü ahlak özellikleri, toplum içinde yaygınlaştığı ve olağan karşılanarak kabul gördüğü için, kötü ve çirkin karşılanmamaktadır. Örneğin dedikodu, Allah’ın yasakladığı, hatta bir insanın dedikodu yaptığında ölü kardeşinin etini yemek kadar tiksineceği bir davranışta bulunduğunu bildirdiği bir davranıştır. (Hucurat Suresi, 12) Buna rağmen, birçok insan biraraya geldiğinde, bir başka kişinin dedikodusunu yapabilmektedir. Hatta, dedikodu için televizyon programları ve dergilerde köşeler yer almaktadır. Dedikodu gibi alaycılık, cimrilik, kibir gibi özellikler de Allah’ın insanları uyardığı ve karşılığının cehennem olduğunu belirttiği davranışlardır. Ancak, insanların büyük bir çoğunluğu bu özelliklere sahiptir ve bunları çok zararlı görmezler. Bu kişiler bir katilin, hırsızın veya katliamlar yapan azgın bir diktatörün çok kötü bir insan olduğuna kanaat getirirler, ancak yukarıda belirtilen tarzdaki ahlak bozukluklarını zararsız ve önemsiz görürler. Oysa, her türlü ahlaksızlığın, derecesine göre Allah katında adaletle verilmiş bir karşılığı vardır. |
 |
 |
Vicdan kelimesini herkes çok iyi bilir ve çok sık kullanır. Fakat asıl anlamının ne demek olduğu, bu kavramın din açısından önemi genellikle bilinmez.
Bazı toplumlardaki yaygın anlayışa göre, yere çöp atmayanlar, dilenciye para verenler, sokak hayvanlarını koruyup besleyenler vicdanlı kimselere örnektirler. Bunlar elbette ki güzel davranışlardır ancak vicdanın bunların çok ötesinde bir anlamı ve önemi vardır. Bu kitabın amacı, Kuran'da örnekleri verilen gerçek vicdanı tanıtmak ve vicdanlı bir insanın nasıl düşündüğüne, vicdanıyla nasıl bir akla ve anlayışa sahip olduğuna ve vicdanın insanların ölümden sonraki hayatları için taşıdığı öneme dikkat çekmektir.
Bu kitap, vicdanınızın sesini tanımanıza ve onu, düşüncelerinizdeki diğer ses ve telkinlerden ayırabilmenize yardımcı olacaktır. |
 |
 |
Ümit etmek Kuran'da müminlerin önemli bir vasfı olarak belirtilmiştir. Ümitvar olmak aynı zamanda kişinin imanının da bir göstergesidir. İnsan imanı ölçüsünde Allah'tan umut eder, O'nun rahmetine ve nimetine kavuşmak için büyük bir özlem duyar. Çünkü Allah iman edenlere hem bu dünyada hem de ahirette çok büyük nimetler vaad etmiştir. Kişi de Allah'a olan güveni, yakınlığı, teslimiyeti ve samimiyeti derecesinde bu nimetlere kavuşmayı ümit eder. Yalnızca Allah'ın dilemesi ile olduğunu bildiği için üzüntüye, karamsarlığa ve ümitsizliğe düşmekten sakınır. En kötü görünen bir olayın ya da ortamın bile dünyadaki imtihan ortamının bir parçası olduğundan ve eninde sonunda müminler için hayra dönüşeceğinden kuşku duymaz.
Allah'ın rahmetini ve cennetini ummak bu kişinin bütün hayatını, hayata bakış açısını, ibadetlerindeki samimiyeti ve kararlılığı büyük çapta etkiler. Allah'ın rahmetini uman bir insan Allah'ın yasakladığı bir şeyi yapamaz, Allah'ın emrettiği bir şeyi göz ardı edemez, kötü söz söyleyemez, vicdanının sesini dinlememezlik etmez, insanlara hayrı, hakkı tavsiye eder, onları kötülükten men eder ve Allah'ın kendisine emrettiği daha birçok ibadeti şevkle yerine getirir. Bu şevkli yapı içerisinde ümitsizliğe yer yoktur. İşte Allah'ın kendilerinden razı olacağı umulan kişiler bunlardır. |
 |
 |
Günlük hayatta sıklıkla kullanılan bazı kavramlar pek çok Kuran ayetinde yer almaktadır. Akıl, sabır, sadakat, inkar, nimet, hikmet bu kavramlardan birkaç tanesidir. Kuran’ın anlaşılması ve hayata geçirilmesinde bu kavramların önemli rolü bulunmaktadır. Ancak günlük hayatta, bunlardan çoğu, genellikle Kuran’daki gerçek anlamlarından farklı anlamlarda kullanılmaktadır.
Kuran'ın hakkıyla ve en doğru bir biçimde anlaşılması, kalbe yerleşmesi ve uygulanabilmesi için Kuran'da geçen temel kavramların ne anlamda ve ne maksatla kullanıldıklarını, ne tür hikmetler içerdiklerini doğru olarak bilmek gerekmektedir.
Bu kitapta, Kuran'da en sık geçen kavramlar, içlerinde geçtikleri ayetlerin ışığında incelenerek, bunların genel olarak ve özel durumlarda hangi anlamlarda ve ne gibi hikmetler doğrultusunda kullanıldıkları açıklanmaya gayret edilmiştir.
Elbette ki herşeyin en doğrusunu Allah bilir. |
 |
 |
Allah Kuran'da, iman edenlerin en önemli ibadetlerinden birinin tebliğ, bir başka deyişle, Kuran'da bildirilen gerçekleri insanlara anlatmak ve iman etmeye davet etmek olduğunu bildirir. Öyle ki, bu ibadet hayatın her alanını kapsar. Mümin, sözleriyle, haliyle, tavrıyla yaşamının her anında güzel ahlakı diğer insanlara yaymakla ve İslam ahlakını temsil etmekle yükümlüdür.
Müminlerin birbirleri arasındaki konuşmalar da gerçekte karşılıklı birer tebliğdir. Onlar da birbirlerini Kuran'da bildirilen hükümlere uymaya, Kuran'da tarif edilen ahlakı üzerlerinde göstermeye davet ederler. Kısacası, müminin genel üslubu, tebliğdir. Buna karşın, Kuran'da bildirildiğine göre, iman etmeyenlere ait olan "karakteristik" üslup ise tartışmadır. Dolayısıyla mümin, her zaman tebliğ üslubunu korumalı ve asla Kuran ahlakında yeri olmayan tartışmaya eğilim göstermemelidir.
Bu kitapta, tebliğin hangi mantıklarla ve hangi yöntemlerle mümine yakışır şekilde yapılacağı ayrıntılı bir biçimde incelenmiş, buna karşın tartışmanın ardındaki şeytani karakter de Kuran ayetleri ışığında detaylı olarak bildirilmiştir. |
 |
 |
Genel anlamıyla şevk, insanın herhangi bir konuya karşı içinde ciddi bir ilgi ve istek duyması ve bu amacına ulaşabilmek için yoğun bir çaba harcamasıdır. Müminlerin şevklerinin kaynağı, Allah'a olan imanları ve O’nun rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmayı kendilerine yegane amaç edinmiş olmalarıdır. Bu nedenle müminler şevklerini asla yitirmezler, tam tersine imanlarından kaynaklanan şevklerinde sürekli bir artış olur.
Bu kitabın amacı, tüm inananlara şevkin ne kadar büyük bir nimet ve müminlerin gücüne nasıl güç katan bir özellik olduğunu göstermek ve onların şevklenmelerine vesile olmaktır. Aynı zamanda da şevkin, şartlar her ne olursa olsun müminleri başarılı kılan önemli bir sır olduğunu açıklamak, sabırla ve tevekkülle zorluklara göğüs gerip şevklerini yitirmeyenlere vaat edilen güzellikleri müjdelemektir. Allah'ın çağrısına uyarak müminleri hazırlamak, teşvik edip şevklendirmek ve onlara "eni göklerle yer kadar olan cennete kavuşmak için yarışmalarını" (Al-i İmran Suresi, 133) bir kez daha hatırlatmaktır. |
 |
 |
Bu kitabın konusu olan "sadakat", Kuran ahlakından uzak yaşayan insanların tamamen yanlış bir bakış açısıyla değerlendirdikleri, hatta kimilerinin gerçek anlamıyla hiç bilmediği ve yaşamadığı bir kavramdır.
Cahiliye inançlarını benimseyen kimi insanlar sadakati, 'insanın menfaat umduğu kişilere bağlanması, hangi şartlar altında olursa olsun, tamamen o kişilerin istek ve arzularını gözetmesi' olarak değerlendirirler. Bu kimselerin sadakat anlayışları, gerçek anlamından sapmış ve çeşitli dünyevi çıkarlara alet edilen bir sadakat türü haline gelmiştir.
İman etmeyen bu kimselerin çok daha farklı bir yönde yaşadıkları derin bir sadakat hissi vardır ki bu, onların nefislerine ve şeytana karşı gösterdikleri sadakattir. Şeytanın ve nefsani arzularının peşine takılmış olan bu kişiler, yaşamlarını bu iki saptırıcıya son derece sadık kalarak geçirir, her an onları adım adım izlerler. Oysa şeytana ve nefse gösterilen sadakatin ahiretteki karşılığı ebedi bir azaptır.
Müminler ise, sadakati yeryüzündeki en doğru kaynak olan Kuran'dan öğrenen, dolayısıyla en mükemmel şekilde yaşayan insanlardır. Onlar sadakati, sevgiye, övgüye ve sadakate asıl layık olan Rabbimize gösterir, hayatlarının sonuna kadar Allah'a içten bağlılar olarak kalırlar. Allah'a olan sadakatlerini, hayatlarının her anında Rabbimizi derin bir saygıyla yücelterek, O'na gönülden boyun eğip, katıksız bir iman ile teslim olarak gösterirler.
Yüce Rabbimiz Allah, bu güzel davranışlarına karşılık, Allah katında onlar için 'bir bağışlanma ve büyük bir ecir' olduğunu bildirmiştir. |
 |
 |
Allah'ın Kuran'da emrettiği güzel ahlak özelliklerinden biri "sabır"dır. Ancak Allah’ın bildirdiği sabır, günlük hayatta pek çoğumuzun şahit olduğu tavırlardan çok farklı, çok üstün ve çok kapsamlı bir özelliktir. Kuran'da öğretilen gerçek sabır, sadece zorluklar karşısında değil, aksine hayatın her anında yaşanır. Gerçek sabır, zorluklarda olduğu kadar güzel olan her şeyde de kararlılık ve istikrar göstermeyi, bir an olsun bunlardan taviz vermeyerek bir ömür süresince devam ettirmeyi gerektirir. Allah’ın bildirdiği bu sabrın en çarpıcı örneklerini ise peygamberlerde görürüz. Çünkü peygamberler, Allah'ın dinini anlatmakta, güzel ahlakı yaşamakta sabır göstermiş ve Allah'a sadakatlerinden asla ayrılmamış, sadece Allah'ın rızasını kazanabilmek amacıyla ömür boyu "sabretmiş" insanlardır. İşte bu kitabın amacı, insanlara bu üstün ahlak özelliğini Kuran'da verilen örnekleriyle en doğru biçimde tarif etmek ve gerçek sabrı yaşamaya davet etmektir. Kitap boyunca Allah'ın kullarından nasıl bir sabır istediği, sabretmeleri için onları ne tür olaylarla deneyebileceği ve Rabbimiz için güzel bir sabırla sabredenlere nasıl üstün bir karşılık vaat edildiği anlatılacaktır.
|
 |
 |
Evrim teorisi denildiği zaman insanların aklına farklı kavramlar gelebilir. Bazı insanlar -genelde materyalist çevrelerden olanlar- evrim teorisinin bilim tarafından ispatlanmış bir gerçek olduğunu düşünürler. Evrim teorisini şiddetle savunur, bu teoriye karşıt her fikri şiddetle reddederler. |
 |
 |
Allah, Furkan Suresi'nin ikinci ayetinde "Göklerin ve yerin mülkü O'nundur; çocuk edinmemiştir. O'na mülkünde ortak yoktur, her şeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir." şeklinde bildirmiştir.
Evrende, ayette bildirilen bu kusursuz düzen ve ölçüye dair sayısız işaret vardır. Allah Kuran’da bu işaretlerden çeşitli örnekler vermektedir.
Su, yiyecekler, güneş ışığı, gündüz ve gece, güzel bir manzara, dağlar, yollar, güzel bir insan yüzü, estetik mekanlar... Bunlar yeryüzündeki işaretlerin çok kısıtlı bir bölümüdür.
Canlılardaki çoğu zaman taklit etmeye bile güç yetiremediğimiz özellikler Allah’ın yaratma sanatının işaretlerindendir.
Tarih boyunca peygamberlerin yaşadıkları bazı kutsal mekanlar, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in hayatının geçtiği şehirler Kuran'da dikkat çekilen mekanlardandır.
Felaketlerdeki işaretler, insanın Allah karşısındaki acizliğini anlaması ve öğüt alması için birer düşünme vesilesidir. Teknolojideki işaretler Allah'a şükredilmesi gereken nimetlerdendir.
Bu kitapta yer verilen konular Allah'ın üstün yaratma sanatının yalnızca birkaç örneğidir ve bize Rabbimiz'in gücünün sınırsızlığını göstermektedir. |
 |
 |
Bu (Kur’an), insanlar için basiret (nuruyla Allah’a yönelten ayet)lerdir, kesin bilgiyle inanan bir kavim için de bir hidayet ve bir rahmettir. (Casiye Suresi, 20) |
 |
Bunlar, kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiklerimizdir. Eğer bunları tanımayıp-küfre sapıyorlarsa, andolsun, Biz buna (karşı) inkara sapmayan bir topluluğu vekil kılmışızdır. (Enam Suresi, 89)
Andolsun, Biz onlara bir Kitap getirdik; iman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık. (Araf Suresi, 52)
Elif, Lam, Ra. Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura, O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna
çıkarman için sana indirdik. (İbrahim Suresi, 1)
İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar, gerçekten O'nun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır. (İbrahim Suresi, 52) |
 |
 |
Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır. Allah, erkek münafıklara da, kadın münafıklara da ve (bütün) kâfirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem ateşini vaad etti. Bu, onlara yeter. Allah onları lanetlemiştir ve onlar için sürekli bir azap vardır. (Tevbe Suresi, 67-68)
Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar. Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla. Allah kimi saptırırsa, artık sen ona yol bulamazsın. (Nisa Suresi, 142-143)
İşte böyle; çünkü gerçekten onlar, Allah'ı gazaplandıran şeye uydular ve O'nu razı edecek şeyleri çirkin karşıladılar; bundan dolayı (Allah,) amellerini boşa çıkardı. Yoksa kalplerinde hastalık bulunanlar, Allah'ın kinlerini hiç (ortaya) çıkarmayacağını mı sandılar? Eğer Biz dilersek, sana onları elbette gösteririz, böylelikle onları simalarından tanırsın. Andolsun, sen onları, sözlerin söyleniş tarzından da tanırsın. Allah, amellerinizi bilir. (Muhammed Suresi, 28-30) |
 |
|