 |
"Basit insan" denilince genel olarak görgü kurallarından habersiz, cahil, bilgisiz, nerede nasıl davranacağını, nasıl konuşacağını bilmeyen, ölçüsüz bir insan modeli akla gelir. Fakat bu kitapta ele alınacak konu genel olarak kullanılan anlamdaki "basitlik" değil, din ahlakına göre basitliğin nasıl bir ruh hali olduğudur. Burada ele alınacak olan basitlik insanı -Allah'ın dilemesi dışında- cehenneme sürükleyebilecek büyük bir tehlikedir.Basitlik, bir insanın ruhunu Kuran ahlakına uygun bir şekilde derinleştirememesi, Allah'a yakın olma ve O'nun rızasını kazanma konusunda istekli olmaması sonucunda, davranış ve düşünce biçiminde meydana gelen yüzeyselliktir. Unutulmamalıdır ki basitliğin kirli yapısı içinde yaşayan insan bundan sorumludur. Böyle bir kişi Kuran ahlakından ve bu ahlakın inceliklerinden uzak bir hayat yaşarken, basit idealler peşinde koşarken ve bundan dolayı da hesap verebileceğini aklına bile getirmezken, ölüm meleklerinin canını almak için yanına geldiklerini gördüğünde içinde bulunduğu derin gafletten uyanır. Fakat bu çok geç bir uyanıştır. Çünkü insanın yaratılış amacı Allah'ın razı olacağı ahlakı ve hayatı yaşamaktır, bir ömrün geride bırakıldığı ölüm anı ise bu amacı anlamak için olabilecek en kötü zamandır. |
 |
 |
Arıların olağanüstü özelliklerini incelediğimizde,
bu canlıların insanların bile başaramayacakları işleri kolaylıkla yaptığını görürüz. Olağanüstü hassas hesaplar yapar, plan örnekleri sergilerler. Bunun sırrı ise, bu canlılara verilmiş olan İlahi emirdir:
Kuran'da balarısının Allah'tan gelen özel bir ilhamla hareket ettiği haber verilmektedir. |
 |
 |
Çocuklar!
Hepiniz balarılarını tanırsınız. Çoğunuz televizyonda izlediğiniz çizgi filmlerde, hatta canlı olarak da onları pek çok kez görmüşsünüzdür. Ama bizce yine de onların hakkında bilmediğiniz çok şey var...
Balarılarının bir kimyager gibi kovanlarındaki zararlı cisimleri özel bir madde ile kaplayarak kendilerini mikroplardan koruduklarını biliyor musunuz? Balarılarının aralarında kusursuz bir işbölümü ve görev dağılımı yaptıklarını biliyor musunuz? Kimilerinin kovan temizliği yaparken, kimilerinin petek inşa ettiğini, kimilerinin de herkesin sevdiği balı ürettiğini biliyor musunuz? Balarılarının, tıpkı bir matematikçi gibi ince açı hesaplamaları yaparak, kusursuz altıgen petekler inşa ettiklerini biliyor musunuz? Sizin için yarım kilo bal üretebilmek amacıyla yaklaşık 17 bin balarısının 10 milyon tane
çiçeği ziyaret ettiğini biliyor musunuz?
Yukarıda saydıklarımız balarılarının hayret verici binlerce özelliğinden sadece birkaçıdır. Balarılarının bu özelliklerini daha yakından görmek ve onların bu akılcı davranışları nasıl yaptıklarını öğrenmek ister misiniz? O halde bu kitabı mutlaka okuyun. |
 |
 |
Bu kitapta, canlı-cansız herşeyin temeli olan "atom" konusunu ele alacağız. Atom hakkında nelerin, nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğini inceledikten sonra "neden" sorusunun cevaplarını arayacağız. Bizi, peşinde olduğumuz mutlak gerçeğe ulaştıracak olan işte bu son sorunun cevabı olacaktır. Bu sorunun cevaplarını ise İlahi bir rehber ve herşey için bir açıklama olan Kuran’da bulacağız. |
 |
Bu kitapta, canlı-cansız her şeyin temeli olan "atom" konusunu ele alacağız. Atom hakkında nelerin, nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğini inceledikten sonra, "neden" sorusunun cevaplarını arayacağız. Bizi, peşinde olduğumuz mutlak gerçeğe ulaştıracak olan işte bu son sorunun cevabı olacaktır.Bu sorunun cevaplarını ise İlahi bir rehber ve içinde her şey için bir açıklama olan Kuran’da bulacağız. |
 |
 |
Gençlik her millet için önemli bir kuvvettir. Bilinçli ve sorumluluk sahibi bir gençlik, o milletin umududur, geleceğinin güvencelerindendir. Özellikle de genç bir nüfusa sahip olan Türkiye için -ülkemizde nüfusun yarısı yirmi yaşın altındadır- bu imkanın iyi değerlendirilmesi, Türk Milleti’nin hak etmiş olduğu medeni toplumlar seviyesine ulaşması için gereklidir. İçinde yer aldığı coğrafya ve sahip olduğu tarihi miras Türk Milleti’nin üzerine çok önemli sorumluluklar yüklemektedir. Aydın, milli değerlerini koruyan, ileri görüşlü genç bir neslin yetişmesi, sahip olduğumuz şanlı tarihle birleştirildiğinde, Türkiye yalnızca ileri toplumlar seviyesine ulaşmakla kalmayacak, oldukça geniş bir coğrafyada pek çok ülkeye liderlik yapabilecek konuma gelecektir. |
 |
 |
Millet, genel kabul gören anlamıyla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğudur. Milletin üzerinde yaşadığı toprak da vatan olarak adlandırılır. Vatan yalnızca üzerinde yaşanılan toprak parçası olarak algılanamaz; bir insanın hayatında sahip olduğu en önemli varlıklardan birisidir. Millet ve vatanın her insan için anlamı büyüktür. Bireyi güçlü kılan temel, ait olduğu milletin kültür birikimi, tarihi, geleneksel özellikleri gibi unsurlardır. Milletin devamlılığını sağlayan ana öğe de, vatanın bölünmez bütünlüğünün korunmasıdır. Türk Milleti’nin vatanına olan sevgisi ve bağlılığı tarihsel bir gerçektir ve milletimizi diğer milletler arasında üstün kılan en asil özelliklerden birisidir. Bununla birlikte her Türk, milletinin menfaatlerini kendi menfaatlerinden, milletinin geleceğini kendi geleceğinden üstün tutan bir anlayışa, derin bir millet sevgisine sahiptir. Türklerin, diğer tüm milletlere örnek olması gereken vatan ve millet sevgisi, bize şanlı tarihimizin en önemli miraslarından birisidir. Vatan ve millet sevgisi, çok asil sevgilerdir ve Türk Milleti için kutsal değerlerdir. |
 |
 |
Atatürk, gerek etkileyici kişiliği, gerekse ahlaki meziyetleri ile tüm dünyanın kalbinde taht kurmuş, eşsiz bir liderdir. Çöküş arifesinde olan, enkaz haline gelmiş bir imparatorluğun, kölelik tehdidi ile karşı karşıya kaldığını sezinlemiş, milletimizi esaretten kurtarmak için büyük bir milli kurtuluş hareketi başlatmıştır. |
 |
Atatürk ilkelerini incelediğimizde, bu ilkelerin Türk’ün yüksek karakter ve seciyesine tam bir uyum gösterdiğini görürüz. Mustafa Kemal, askeri görevleri ve katıldığı savaşlar neticesinde, ülkesini ve insanlarını çok iyi gözlemlemiş; kendisinden önceki yöneticiler gibi, yapılmaya çalışılan yenilik hareketlerinde, ne ülke insanından uzak kalmış, ne de ’halkın üstünde’ bir tavır takınmıştır. Türk Milletine inanan ve Türk’ün yüzyıllardır bastırılmış olan karakterini ortaya çıkaran Atatürk; bu inançla ilkelerini uygulamaya koymuş ve başarılı olmuştur. Atatürk bu durumu, şu sözleriyle anlatmıştır: |
 |
 |
Atatürk, Türk Milleti'nin yetiştirdiği en eşsiz siyasi deha, en güçlü devlet adamı ve hiç şüphesiz en büyük kumandandır. Gerek doğuştan sahip olduğu yetenekler, gerekse hayatı boyunca kazandığı özellikler açısından, çok üstün ve seçkin niteliklere sahiptir.
Onun üstün askeri dehası, ileriyi görebilme, her zaman isabetli kararlar verebilme, cesaret, çelik gibi bir irade, azim, kararlılık ve güçlü bir sorumluluk anlayışı gibi özelliklerle kendini gösterir.
Yalnız burada dikkat etmemiz gereken, Atatürk'e ait olan bu özellikleri bizim de örnek almamız ve bu konuda diğer milletlere öncü olmamızdır. Bunu sağlamanın yolu ise, Atatürk'ü, hayatı, askerliği, sosyal hayatı, ahlakıyla bir bütün olarak tanımaktan geçer. Atatürk'ü iyi anlamak; sadece onun şahsına yönelik övücü konuşmalar yapmak, sözlü olarak takdir etmekle değil, kendisinin milletinden ne istediğini anlamak, fikir yapısını ve ilkelerini hayata geçirmek demektir.
İşte bu eserde; doğumundan okul yıllarına, subaylıktan başkomutanlığa uzanan başarılı askerlik kariyerine, samimi bir Müslüman oluşundan, hareketli sosyal yaşantısına, ilkelerinden inkılaplarına, kısacası her yönüyle Atatürk'ü okuyacak, Ona olan sevgi ve saygınızın arttığına şahit olacaksınız. Gerçekten de Mustafa Kemal Atatürk, "bitti" denilen yerden başlayarak ülkeyi karanlıklardan aydınlığa çıkaran eşsiz bir liderdir. Şimdi bizim üzerimize düşen ise, Onun bize bıraktığı bu güzel ülkeye en iyi şekilde sahip çıkmak, çok çalışarak ülkemizi Atatürk'ün deyimiyle "muasır medeniyetler" seviyesine ulaştırmaktır. |
 |
 |
Atatürk, Türk Milleti’nin yetiştirdiği en eşsiz siyasi deha, en güçlü devlet adamı ve hiç şüphesiz en büyük kumandandır. Gerek doğuştan sahip olduğu yetenekler, gerekse hayatı boyunca kazandığı özellikler açısından, çok üstün ve seçkin niteliklere sahiptir. Onun üstün askeri dehası, ileriyi görebilme, her zaman isabetli kararlar verebilme, cesaret, çelik gibi bir irade, azim, kararlılık ve güçlü bir sorumluluk anlayışı gibi özelliklerle kendini gösterir. Onun askeri ve siyasi dehası tüm dünya tarafından da tartışmasız kabul görmüştür. Atatürk, hayatının uzun yıllarını savaş meydanlarında geçirmiş, ancak hiçbir zaman yenilgi tanımamış ender komutanlardan biridir. İşte bu nedenle Türk Milleti, insanlık tarihinde nadir olarak ortaya çıkan eşsiz kahramanlardan birine sahip olma ayrıcalığına sahiptir. |
 |
 |
Eski Yunan’dan günümüze kadar materyalistler tarafından hayatın kökenine açıklama getirmek için kullanılan evrim düşüncesi, bilim dünyasına 19. yüzyılda Charles Darwin’in Türlerin Kökeni adlı kitabı ile girdi. 19. yüzyılda büyük bir tırmanış gösteren materyalist felsefeyi savunanlar, canlılığın nasıl ortaya çıktığı sorusuna cevap olarak evrim teorisini sahiplendiler ancak bu teorinin bilimsel dayanaklarını sorgulamadılar. Darwin de kitabında bazı biyolojik olgulardan hareketle çıkarımlar yapmak dışında, teorisini kanıtlayan somut bir bilimsel delil sunmuyordu; delillerin bulunmasını ise zamana bırakmıştı. Özellikle de teorisini destekleyeceğini umduğu fosillerin, gelecekte ortaya çıkarılacağını ileri sürmüştü.
|
 |
 |
Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi (UBA), 1999 yılında Bilim ve Yaratılışçılık: Ulusal Bilimler Akademisi’nin Görüşü adında bir kitapçık yayınladı. Kitapçığın amacı, evrim teorisinin ’en önemli delillerini’ biraraya getirerek, yaratılış-evrim tartışmalarına cevap vermekti. Kitapçık, tüm dünyada evrimciler tarafından çok önemli bir kaynak olarak kabul edildi. Evrimci çevreler bu kitabı internet sitelerinde ücretsiz olarak yayınladılar. Ülkemizde ise bu Darwinist misyonu, geçtiğimiz yıllarda zaten bu amaçla kurulmuş olan Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) üstlendi. Kitapçık Türkçeye çevrildi ve Bilim ve Ütopya gibi Darwinist-materyalist çizgideki yayınlarda Türk evrimcilere müjdelendi. |
 |
 |
Ahir zaman kavramı pek çok insan için tanıdık bir kavram olmayabilir. Bu nedenle öncelikle bu kavramı kısaca açıklamakta yarar var. Ahir zaman, "son dönem" anlamına gelir ve İslam’a göre kıyamete yakın bir zamanda, Kuran ahlakının hakim olacağı ve dinin insanlar arasında yaygın olarak yaşanacağı bir dönemi ifade eder. |
 |
 |
Sevgi, Allah’ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Her insan hayatı boyunca çok sevdiği, güvendiği, yakın hissettiği kişilerle birlikte olmak ister. Allah’ın verdiği nimetlerin birçoğu, asıl değerini, gerçek sevgilerin ve dostlukların yaşandığı ortamlarda bulur. Örneğin, gördüğü güzel bir manzaradan zevk alan bir insan, duyduğu heyecanı sevdiği biriyle paylaşmak ister. Aynı şekilde en muhteşem ziyafet sofrası ya da en güzel, en şatafatlı ev bile, tek başınayken bir insana çok fazla çekici gelmeyebilir. Çünkü Allah insan fıtratını, sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır. Kuran ahlakını yaşayan insanlarla birarada olmak, onlarla dostluğu ve sevgiyi yaşamak ise, iman eden bir insana birçok nimetten çok daha fazla zevk verir. |
 |
 |
Şu anda cehennemin kenarında olsanız ve oradaki zebanilerin cehennem ehline yaptıkları dayanılmaz işkenceleri gözünüzle görseniz, cayır cayır yanan ateşin uğultusunu, cehennem ehlinin çığlıklarını, kemikleri çatırdatan inlemelerini, kahırla nefes alıp vermelerini, bir kez daha dünyaya geri dönmek isteyen pişmanlık dolu yalvarışlarını duysanız ve sonra tekrar dünyadaki yaşamınıza geri döndürülseniz acaba hayatınızda neler değişirdi?
Hiç kuşku yok ki içinizi tarifsiz bir korku kaplar, bambaşka bir insan olurdunuz. Hayatınızı bütünüyle farklı düzenlerdiniz.
Peki şu an cehennemi görmemiş olmanız mı sizi gereği gibi korkup sakınmaktan ve buna göre yaşamaktan alıkoyan? Oysa Allah cehennemin kesin bir gerçek olduğunu Kuran’da haber vermekte, cehennemi insanlara tüm detaylarıyla tanıtıp, ondan sakındırmaktadır.
Her insana düşen ise bu gerçeği unutmadan Allah'tan gereği gibi korkup sakınarak, yaşamını Allah'ın hoşnut olacağı umulan şekilde düzenlemektir. Allah korkusu bir insan için hem imanının çok keskin bir göstergesi hem de onun ebedi hayatını belirleyecek çok önemli bir özelliktir. |
 |
 |
Çoğu insan, şimdiye kadar ne kadar renkli bir dünyada yaşadığını, nasıl olup da çevresinde böyle bir renk çeşitliliğinin olduğunu hiç düşünmemiş olabilir. Renklerin olmadığı bir dünyanın nasıl olabileceği de hiç aklına gelmemiş olabilir. Çünkü gözleri gören herkes gözünü açtığı andan itibaren renkli bir dünyayla karşılaşmıştır. Oysa kapkaranlık, renksiz bir yeryüzü modeli imkansız değildir, aksine asıl şaşırtıcı olan şu anda ışıl ışıl ve rengarenk bir dünyada yaşıyor olmamızdır. |
 |
Dünyaya yeni gelmiş her canlı güçsüz ve çaresizdir. Çevresindeki tehlikelerden tümüyle habersizdir. Beslenebilmek, büyüyüp güçlenebilmek ve hayatta kalabilmek için kendisini gözetip-koruyacak birine muhtaçtır. Tek başına yaşama ihtimali neredeyse yoktur. Ancak doğduğu andan itibaren yanında hep ebeveynleri olacaktır. Annesi veya babası onu tehlikelerden koruyacak, besleyecek ve gerekirse kendi hayatını onun için feda edecektir. |
 |
Sizi ve kainatı en ince ayrıntısına kadar planlayıp yaratan Allah'ı ne kadar tanıyorsunuz?
Birçok insan farklı kültürlerin ve kaynağı belirsiz bilgilerin etkisiyle Allah hakkında yanlış düşüncelere sahiptir. Oysa Allah, 1400 yıl önce indirdiği Kuran ile insanlara Kendini tanıtmış, Kendine ait isimleri bildirmiştir.
İşte bu kitabın amacı size "şah damarınızdan daha yakın olan" Allah'ı, O'nun Kuran'da bildirdiği şekilde tanıtmak, böylelikle Yüce Allah'a daha yakın olmanızı sağlamaktır. |
 |
İşte, Allah’ın Güzelliklerinden Bir Demet-4 adlı bu kitapta benzer soruların cevapları ile birlikte canlıların davranışlarından ve vücutlarındaki tasarımlardan çeşitli örnekler verilmektedir. Kitabın amacı, bu serinin diğer kitaplarında da olduğu gibi, tüm canlıların Allah’ın varlığının delilleri olduğunu bir kere daha okuyucuya hatırlatmaktır. |
|